Kalori Diyetleri Tarih Mi Oluyor?

Kalori Diyetleri Tarih Mi Oluyor?

Modern hayatın getirdiği hareketsiz iş ortamı ve sağlıksız hazır gıdaların etkisiyle obeziteye yakalanan yığınlar her gün yeni diyet programlarının peşinde koşuyorlar. Birbirinden çok farklı diyet programları aynı anda başarılı veya başarısız olabiliyor. Her programın arkasında bilim dünyasından birilerinin durması seçim yapmak zorunda olan kitleleri iyice kararsız hale getiriyor. Doğal yiyeceklerin en iyi beslenme olduğu konusunda kabul eden tarafların kalori konusundaki görüşleri farklı.

 

Diyet Savaşında Cepheler

Diyetler iki konu etrafında toplanıyor. Bunlar glisemik indeks diyeti ve kalori diyeti. Kalori diyetini tavsiye edenler her gıdadan yenilebileceğini ancak ne kadar kalori olduklarının hesaplanarak miktarlarının ayarlanması gerektiğini savunuyorlar. Bu anlayış Amerika’nın 70’lerde devlet tarafından tanıtımı yapılan “düşük kalori tüketimi ve gıdalardaki yağı azaltma” politikasının bir ürünü. Yağlı yiyeceklerin kalori değerleri çok yüksek olduğundan bunların sınırlandırılması ile sağlık harcamalarının düşürülebileceği planlandı. İkinci dünya savaşı sonrası hızla büyüyen hazır gıda endüstrisi için bu yaklaşım can suyu oldu.

Bir isyancı : John Yudkin

John Yudkin adlı psikoloji ve beslenme uzmanı 1957’de geliştirdiği fikrini detaylı anlatan ikinci kitabı “Pure, White, and Deadly (1972)” (Saf, Beyaz ve Ölümcül) yazdığında tıp çevreleri tarafından büyük bir tepki ile karşılaştı. Bu binlerce doktorun oluşturduğu yapının öğretilerine bire bir zıttı. Yudkin, obeziteye karbonhidratların sebep olduğunu söylüyor ve yağların anlatıldığı gibi zararlı olmadıklarından bahsediyordu. Batı tarzı beslenme anlayışın yeni yerleşmeye başladığı zamanlarda çıkan bu çatlak ses otorite sahiplerini rahatsız ediyordu. Londra’dan yükselen bu aykırı katılan biri vardı: Dr. Robert Coleman Atkins.

Atkins ilk kitabını, Yudkin’in daha önce yazdığı ama pek ses getirmeyen eseri The Slimming Business ile aynı tarihte (1958) yazmıştı. Fikirleri birbirine neredeyse tamamen uyuyordu, üzerlerine çektikleri nefret de. Nixon seçimlerde “gıda fiyatlarının bir unsur olmaktan çıkarılmasını” istediğinden ucuz hazır gıdalar için devlet tarafından gelebilecek bir tehdit yoktu. Atkins bir kaç kez doktorluk lisansının iptal olmasına rağmen mücadeleyi asla bırakmadı. 2002 yılında Time dergisi tarafından dünyadaki en etkili on kişi arasına seçildi. Yudkin ise çok önemli bir hormon olan leptin’in etkilerinin keşfedildiği 1995 yılında hayata veda etti. Beklediği destek geç gelmişti.

Leptin ve Glisemik Indeks

1980 yıllarda bazı araştırmacılar sadece et ve yağ tüketen, hayvansal besinlerle hayatını sürdüren topluluklarda araştırmalar yaptılar. Sonuçlar şaşırtıcıydı. Bol miktarda hayvan yağı yiyen bu kişilerde obezite olmadığı gibi kalp ve damar hastalıkları veya tansiyon gibi hastalıklar yoktu. Araştırma sonuçları bilim çevrelerinden kabul edilmedi ve bir çok araştırmacı işinden veya araştırma fonundan oldu. Leptin hormonun fonksiyonunun 1995’te keşfedilmesiyle gizem gözlerin önüne serilmişti. Kilo almanın ve vermenin yağlar ve kalori ile ilgili yoktu. Kilo almayı sağlayan insülin hormonuydu. Bunu tetikleyen karbonhidratlardaki şeker türevleri olan glisemikler, kilo vermeyi sağlayan da insülin yokluğunda salgılanan leptin hormonuydu. Amerika’nın düşük yağ-kalori diyeti geçen otuz yılda beklenilenin tam tersi sonuçlar verip obezite ve kalp-damar hastalıklarını neredeyse iki katına çıkarmıştı.

Yudkin’in günümüzdeki takipçileri

Robert Lustig. “Hangi tür gıdadan aldığınız önemli değil, kalori kaloridir diyerek toplumu bu hale getirdiler” diyor. Önündeki yol fazlasıyla zorlu. Eski tıp anlayışını terk etmek istemeyen, otorite kaybından korkan meslektaşları gıda firmalarının fonladığı “araştırmalar” ile onun karşısında. Dr. Lustig Kaliforniya Üniversitesi Pediatri ve Endokrinoloji bölümünde çalışmalarına devam ediyor. 2009 yılındaki “Sugar: The Bitter Truth” (Şeker: Acı Gerçek) adlı tıp dersi youtube üzerinde yayılması ile meşhur oldu. 2010’da “Obesity Before Birth” (Doğum Öncesi Obezite) ve 2013’te “Fat Chance” (Hiç Şansın Yok) adlı kitapları ile kalori cephesini yaylım ateşine tuttu. Dünya sağlık örgütü 2015 Mart ayında günlük şeker tüketiminin 25 gramı aşmaması gerektiğini açıkladı.

Türkiye’de durum

Türkiye’de Yudkin ve Lustig’in fikirlerini paylaşan ve kamuoyuna açıklayan Dr. Canan Efendigil Karatay en az bu meslektaşlarının çektiği kadar tepki ve baskı altında. Kendisi Türkiye’nin ilk kalp cerrahlarından ve Amerika başta olmak üzere farklı ülkelerde çalışmış. Ünvanının alınması tehdidine rağmen kendini gerçekleştirmiş olmanın hazzıyla geri adım atmıyor. “Bana kızanlar kendilerini yenilemiyor, dünyadaki gelişmelere bakmıyorlar” diyor.

Diyetlerin Geleceği

Sigorta ve Sağlık sektörünün kamu bütçesindeki payının devamlı büyümesi bir çok ülkede sağlık sistemlerinin ilerideki yıllarda çökme tehlikesi olduğunu gösteriyor. Harcamaları düşürmek için önleyici sağlık yöntemlerinin önemi gittikçe artıyor. Faydasız veya geçici önlem durumundaki kalori diyetleri hazır gıda endüstrisinin desteklerine rağmen güç geçtikçe kan kaybediyorlar. Genç nüfusun azalması ile sosyal güvenlik risklerinin büyümesi devletleri gıda ürünlerindeki şeker miktarında regülasyona gitmek zorunda bırakacaktır. Toplumda diyet yapmak zorunda olan kitlenin artmasıyla düşük glisemik indeksli gıdalar çok da uzak olmayan bir gelecekte marketlerin raflarını süsleyecek. Yağı azaltılmış şekerli gıdaların “diyet” ürün olarak satılmasının bir tür şaka olarak hatırlanacağı günlere gidiyoruz.

Bir Yanıt Bırakın